At

AnasayfaGenel

At

Atın evcilleştirilmesi ve kullanımı, tarih boyunca çeşitli dönemlerde gerçekleşmiştir.

At Donu
Kondisyon
At Arabacılığı

Atın evcilleştirilmesi ve kullanımı, tarih boyunca çeşitli dönemlerde gerçekleşmiştir. Çin kaynaklarına göre, Çin imparatorları milattan 3500 yıl önce atları Türkistan’dan Çin’e ithal etmişlerdir. Aynı şekilde, Ari kavimlerin milattan 2000 yıl önce gerçekleştirdiği göçlerle atlar Güney Asya ve Mısır’a yayılmıştır. Her kavim, ata kendi duygusuna göre değer vermiş ve Türkler atı evcilleştirmekle insanlığa büyük bir hizmet yapmıştır. Türkler, atı mukaddes kabul ederek sevgi ve inançla yaklaşmıştır. Türkler, Orta Asya’dan göç ettikleri tarihten itibaren yaptıkları akınlarda ve istilalarda atlarının büyük bir rolü olduğuna inanmışlar ve zaferlerini atlarıyla elde etmişlerdir.

Tarihçiler, Türkler hakkında at üstünde savaşta hızlı hareket edebildiklerini ve hayatlarını atlarının üzerinde geçirdiklerini belirtmiştir. Türkler atlarıyla içtima eder, ticaret yapar, hatta uyurlardı. Biniciliğe küçük yaşlardan itibaren alışan gençler, yürümeyi haysiyetlerini zedeleyecek bir şey olarak görürlerdi.

Atlar, tek tırnaklı hayvanlar familyasına mensup olan ot yiyen hayvanlardandır. Atın özellikleri şu şekildedir: boyu yüksek, boynu uzun ve yassı, göğsü geniş, karnı vücuduyla orantılı, yele ve kuyruğu uzun kıllarla kaplı, kısa ve parlak tüylerle örtülü, burun kemikleri sivri ve ucu serbest, üst dudakları geniş ve hareketli, dört bacağında yalancı tırnaklar olarak adlandırılan kestane renginde tırnakları bulunur. Gözleri parlak ve önden ziyade yanlara doğru bakar. Erkek at aygır, dişi at kısrak, yavru at ise tay olarak adlandırılır. Bazı erkek atların sıhhi veya iktisadi nedenlerle hayaları alınır, bu atlar üreme yapamazlar ve iğdiş adı verilir.

Atların cinsel hayatı genellikle dişilerin arzusuna bağlıdır. Dişiler genellikle ilkbaharda kızgınlık gösterir ve bu dönemde aygırlar onlara yaklaşabilir. Aygırlar ise her zaman çiftleşmeye hazırdırlar.

Atların gelişim süreci, 5 yaşında tamamlanır ve en güçlü dönemleri 5-16 yaşları arasındadır. Normal olarak atlar 30 yıl yaşar, ancak daha uzun süre yaşayanlar da vardır. Atların uzun süre yaşaması, iyi bir bakım, beslenme ve normal bir çalışma gerektirir. At eti, biraz sert olsa da insanlar tarafından tüketilebilir.

Atlar, paleontolojiye göre Orta Asya’da ortaya çıkmış ve dünyanın her yerine yayılmıştır. Atın insanlar tarafından evcilleştirilmesi, tunç devriyle başlamıştır. Türkler ve Moğollar, atları evcilleştirerek kendi işlerinde kullanmaya başlayan ilk kavimlerdir. Daha sonra Asya’dan göç eden kavimler, atlarını da yanlarında getirmişlerdir. Türkler, ana yurtlarında atları kullanmanın yanı sıra, büyük göçler ve akınlarla atları küçük Asya ve Avrupa’ya evcilleştirilmiş olarak getirmişlerdir.

Atların gebelik süresi genellikle 336-340 gün arasında devam eder. Atlar yılda bir kez yavru yaparlar ve doğar doğmaz ayağa kalkıp annelerini takip edebilirler. İkiz doğum nadiren görülse de, bu durumda yavruların hayatta kalma oranı düşüktür.

Atlar, serbest bırakıldıklarında çayır otları ve ağaç filizleriyle beslenebilirken, binildiğinde ve ağır hizmetlerde kullanıldığında arpa ve yulaf gibi enerji verici yiyeceklerin verilmesi gereklidir.

Atın midesi bir keseden oluşur ve 10-15 litre kapasitelidir. Atın kusma kabiliyeti, mide ile yemek borusu arasında bulunan özel bir yapı nedeniyle yoktur.

Atın ince bağırsakları uzun, kalın bağırsakları ise büyük ve geniştir. Barsak sistemi, rektum ile son bulur. Karaciğerlerinde öd kesesi bulunmayan atların safra doğrudan mideden sonra gelen on iki parmak bağırsağına dökülür.

Sağlıklı bir atın nabzı dakikada 28-40 kez atar ve vücut ısısı ortalama olarak 38 derecedir.

Atlar, hızlı hareket edebilen bir güç kaynağıdır. Yapıları gereği çok ağır yükleri taşımak için uygun olmasa da, beden ağırlığının üçte biri kadar yük taşıyabilirler. Arabaya koşulduklarında ise daha ağır yükleri çekebilirler.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0
Translate »