Atın Tarihçesi

AnasayfaGenel

Atın Tarihçesi

Paleontoloji ilmine göre, atlar Orta Asya'da ortaya çıkmış ve oradan dünyanın her yerine yayılmışlardır.

Milli Spor Atı Yetiştirme Modeli
Atlarda Uyku
Binicinin Kondisyonu

Paleontoloji ilmine göre, atlar Orta Asya’da ortaya çıkmış ve oradan dünyanın her yerine yayılmışlardır. Atın insanlar tarafından evcilleştirilmesi Tunç Devri’ne rastlar. İnsanlar yaklaşık yedi bin yıldır atları tanımaktadır. İlk otuz asır boyunca atlar, insanları etleriyle besleyen bir av hayvanı olarak yaşamışlardır. Avrupalı bilim adamlarının da kabul ettiği gibi, atları ilk defa evcilleştirerek kendi işlerinde kullanmaya başlayanlar Türkler ve Moğollardır.

Daha sonra Avrupa’ya ve Küçük Asya’ya akınlar ve göçler başladığında, Asya’dan kopup gelen kavimler atlarını da beraberlerinde getirmişlerdir. Türkler, kendi anayurtlarında atı kullanmakla kalmamış, büyük göç ve akınlarla onu Küçük Asya ve Avrupa’ya evcil olarak taşımışlardır. Hatta istila başlangıçlarında Avrupa’da rastladıkları vahşi at ırklarını da evcilleştirmişlerdir. Çin kaynaklarına göre, Çin imparatorları milattan 3500 yıl önce atı Türkistan’dan Çin’e ithal etmişlerdir. Milattan 2000 yıl önce Ari kavimlerin Güney Asya ve Mısır’a yaptıkları büyük göçlerle evcilleştirilmiş at, o dönemin güneydeki büyük medeniyet merkezlerine yayılmıştır.

Her kavim ata kendi duygularına göre değer vermiştir. Türkler, atı evcilleştirerek insanlığa büyük bir hizmet sunmuş, ona kutsal sayılacak kadar sevgi ve inanç göstermişlerdir. Çünkü Türkler, Orta Asya’dan ayrıldıklarından itibaren tarih boyunca yaptıkları akınlarda ve istilalarda atlarının büyük bir payı olduğuna inanmışlardır. Zaferi, rüzgar gibi uçan atlarıyla kovalamış ve yakalamışlardır.

Tarih, Türklerden bahsederken şöyle diyor: “Türkler, süvari muharebesinde şimşek gibi süratli olan atları üzerinde mıhlı gibi dururlar. Hayatlarını kimi zaman sıradan bir şekilde, kimi zaman kadınlar gibi yan bir vaziyette at üzerinde geçirirler. Toplantılarını at üzerinde yapar, at üzerinde alışveriş yapar, at üzerinde yer içerler, hatta uykularını bile atların boynuna doğru eğilerek uyurlar. Biniciliğe daha küçük yaşta alışmış olan gençler, yaya yürümenin adeta haysiyetlerini zedeleyeceğine inanırlardı.

Atlar, tek tırnaklı hayvanlar familyasına mensup ve ot yiyen hayvanlardandır. Atın boyu yüksek, boynu uzun ve yassı, göğsü geniş, karnı vücuduyla mütenasip, yele ve kuyruğu uzun kıllarla bezenmiş, vücudu kısa ve parlak tüylerle örtülüdür. Burun kemikleri sivri ve ucu serbesttir, üst dudakları geniş ve çok hareketli, dört bacağında ‘kestane’ denilen yalancı tırnakları bulunan ve parlak gözleri ile önden ziyade yanlara bakan bir hayvandır. Atın erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay denilir. Bazen sıhhi veya iktisadi mecburiyetlerden ve bazen de neslin ıslahı için bazı erkek atların hayaları ameliyatla alınır. Bu atlara iğdiş denilir ve bu atlar üreyemezler. Atlarda cinsel hayat genel olarak dişilerin arzusuna bağlıdır ve bu arzu senenin belirli devresinde, genellikle ilkbaharda uyanır ve kızgınlık gösterirler; bu dönemde de aygırların kendilerine yaklaşmasına müsaade ederler. Aygırlar ise kısrakların aksine, her zaman çiftleşmeye hazırdırlar. Kısrakların gebelikleri ortalama olarak 336-340 gün devam eder. Atlar yılda bir yavru yaparlar ve yavrular doğar doğmaz ayağa kalkıp analarını takip edebilirler. Çok ender de olsa ikiz doğum yapan kısraklara rastlanabilir, ancak bu yavruların yaşama oranı çok düşüktür.

Atlar serbest bulundukları zaman çayır otları ve ince ağaç filizleri ile beslenip yaşayabildikleri halde, binilip ağır hizmetlerde kullanıldıkları zaman arpa ve yulaf gibi enerjili gıdaların verilmesi zorunludur. Atın midesi bir keseden ibaret olup, 10-15 litre kapasitelidir. Midenin yemek borusu ile bağlandığı noktada mevcut olan özel bir yapıdan dolayı kusma kabiliyetinden yoksundurlar. Atın ince bağırsakları uzun, kalın bağırsakları ise büyük ve geniştir. Bağırsak kitlesi rektum ile son bulur. Atların karaciğerlerinde öd kesesi yoktur; safra doğrudan doğruya mideden sonra gelen on iki parmak bağırsağına dökülür. Sağlıklı bir atın nabzı dakikada 28-40 defa atar. Beden ısısı ortalama olarak 38 derecedir. At, süratle hareket edebilen bir kuvvet kitlesidir. At, bünyesi itibarıyla çok ağır yükleri taşımaya elverişli değilse de beden ağırlığının üçte biri kadar ağırlığı taşıyabilir. Arabaya koşulduğu takdirde ise çok daha ağır yükleri çekebilir.

Atın olgunluk yaşı 5’tir; yani at, kendi cüsse ve kabiliyetinden beklenen her işi ancak bu yaşa bastığı zaman başarır. En güçlü dönemleri 5-16 yaş arasıdır. At normal olarak 30 yıl yaşar. Daha uzun yaşayan atlar da vardır, ancak genellikle daha önce ölürler. Atların uzun yaşamalarını iyi bir bakım, iyi bir beslenme ve normal bir çalışma etkiler. Atın eti biraz sert olmasına rağmen insanlar tarafından yenilebilir.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0
Translate »