Kafa ve boyun, tepe noktasına uyumlu ve esnek bir biçimde bağlanmalıdır.
Yetiştiriciler, Antrenör, Binici, Veteriner, Nalbant ve diğer atçılık sektörü içinde bulunanlar atlarda dışsal özellikler at hakkında karar verecek olan gözlemci, ilk önce atın genelini gözden geçirerek, atın bütününü ilgilendiren genel bir kanıya varır. Bu kanının oluşmasına öncelikli olarak etki eden konular, atın beden uyumu ve dengeli duruşudur. Dengeli atların eğitimleri çok daha kolay ve hizmet içi kullanımlarında elde edilecek başarı çok daha yüksektir.
İlk yargının geliştirilmesini sağlayacak bir diğer konu, beden uyumudur. Burada beden bölümlerinin birbirleri ile orantı temeline dayalı ilişkisi gözden geçirilir. Uzunluk ilişkisi temelinde, her beden bölümünün kendi arasında (ön bacak, arka bacak kemikleri) ve bunların ayrıca gövde büyüklüğü ve yüksekliği ile orantılı olması çok büyük öneme sahiptir. Bu orantıya göre dikdörtgen beden biçimine sahip atların biniciliğe daha yatkın olduğunu söylemek gerekir. Kare beden biçimi, kısa ve sıkışık beden bölümlerinden oluşur. Bu tür beden biçimi doğal, yaylanan, salınım yapan, esnek beden hareketlerini sağlayamayacağı için, biniş amaçlı kullanıma uygun değildir.
Bu biçimde yapılan ilk genel değerlendirme sonrasında tek tek her bir beden parçasının değerlendirmelidir.
Kafa: Büyüklük olarak bedenle orantılı olmalıdır. Duru ve anlamlı bir yüz ifadesi görülmeli, yüz ifadesi kaba veya ruhsuz bir görüntü vermemelidir. Kafa ırk özelliklerini taşımalı ve özellikle damızlık hayvanlarda cinsiyet özelliklerini dışa vurabilmelidir.
Gözler: Göz beyazının çok fazla olması canlılık veya karakter eksikliği huysuzluk veya asilik anlamına gelebilir. Parlak olmayan (donuk) gözler, sağlık sorunu demektir. İrisin; açık gri, açık mavi vb. renk bozukluklarına sahip olması çoğunlukla pigment eksikliğinden kaynaklanmaktadır ve hizmet verimliliğine olumsuz etkisi olmayan güzellik eksikliğidir. Domuz gözü olarak da adlandırılan küçük ve içe çökük gözler veya tam tersi öküzgözü olarak adlandırılan çok büyük ve pörtlek gözler çirkin bir yüze neden olur ve çoğu zaman düşük verimliliğe ve düşük zekâya işarettir.
Dil: Dilin yapısı ırksaldır. Yetiştiricilik ve hizmet kullanımında (özellikle at terbiyesi) özellikli öneme sahiptir.
Burun delikleri: Büyük ve genişçe açık duran bir yapıda olmalıdır. Deliklerin kenarlarının narin ve ince, içlerinin yeteri kadar tüylü olması, hafifçe yüksek durması asaletin ve yüksek ölçüde hava giriş çıkış olanağının göstergesidir. Sakinlik durumundayken, burun delikleri çok az hareket etmelidir. Aksi durumda nefes alma zorluğu ile ilgili kuşku duyulmalıdır.
Diş yaşı: Kafanın değerlendirilmesinde dişlerin durumuna ve alt ve üst çeneye yerleşim biçimine de özenle bakılmalı, bozukluklar saptanmalıdır.
Tepe ve Ganaj: Kafa ve boyun, tepe noktasına uyumlu ve esnek bir biçimde bağlanmalıdır. Çok dar bir ganaj ve çok kısa ve geniş bir tepe bükülme ve dizgine girmenin zorlaşması ve atın karşı koymalarına neden olur.
Boyun: Yedi omurdan oluşur. Aygırlarda geniş ve güçlü kaslarla, kısraklarda uzun ve nazik kaslarla donatılmıştır. Binek atlarında (konkur) boyun uyumlu bir bağlantıya ve yeterli uzunluğa sahip olmalı, serbestçe ve asil bir biçimde taşınmalıdır. Kısa bir boyun istenmeyen bir durumdur. Alçak taşınan bir boyun da dengeyi olumsuz yönde etkiler.
Cidago: Cidago, omuzlara; uzun, yüksek ve geniş bir bağlantı ile bağlı olmalı ve sırta doğru geniş bir alanla giriş yapmalıdır.
Göğüs kafesi: İç organlara yeterli bir hacim sağlaması için, göğüs kafesi geniş, derin ve uzun olmalıdır. Hız atlarında hızın düzeyine göre göğüs kafesi daha eğimli, akciğer kubbesi daha düzdür. Kalp ve akciğerler için yeteri kadar hacim oluşabilmesi için, göğüs tahtasının uzun ve göğüs boşluğunun geniş olması çok önemlidir.
Sırt: On sekiz adet omurdan oluşur. Sırt; ön bacaklar ile art bacakların bir dikdörtgen oluşturmasına yetecek uzunlukta olmalıdır. Kısrakların sırtı, aygırlara göre daha uzundur. Çok kısa bir sırt genellikle salınımı ve içtepili hareketi kısıtlar. Önceleri daha kısa, düz bir hattı izleyen bir sırt istenirken, günümüzde daha uzun, cidagonun hemen bitiminde biraz çukurlaşan bir sırt hattı daha aranılır olmuştur. Bu türde sırt hattına sahip atlarda eyer çok daha iyi oturur ve özellikle böyle atlar çok daha başarılı engel atlayıcıdırlar ve binicileri ile uyumlu hareket etme olanakları en üst düzeydedir. Aşırı çukur veya yüksek sırt eksikliktir.
Bel: Atlar beş-yedi bel omuruna sahiptir. Kare görünümlü Arap atlarında beş, diğerlerinde yedi, bazılarında da altı bel omuru vardır. Bu omurların her biri güçlü kaslara sahip olmalıdır. Bel ve böbrek (döş) bölgeleri geniş ve güçlü kaslarla donanmış olmalıdır. Belin uzunluğu gövdenin bütünü ile iyi bir orantı oluşturabilmelidir. Döşün aşırı olmamak koşuluyla uzun bir yapıda olmasının bir zararı yoktur. Ancak aşırı uzun yapıdaki döş, kapalı bir beden duruşunu olumsuz yönde etkiler. Özellikle dar ve çökük bir döş, beslenme sorunlarının belirtisidir.
Sağrı: Sağrı, beş tane sıkı bir biçimde gelişme göstermiş sağrı omurundan, 15 – 21 kuyruk omurunun ilk dört tanesinden ve leğen kemiği üst çıkıntısı, leğen kemiği orta çıkıntısı ve leğen kemiği alt çıkıntısının meydana getirdiği kalça kemiğinden oluşur. Sağrılar uzun, geniş ve çok güçlü kaslara sahip olmalıdır. Art kısım bir bütün olarak tüm işlerin güç kaynağı olan motor sistemidir. Verimli iş gücüne sahip sağrılar tümüyle düz yerine, hafif eğimli olmalıdırlar.
Kuyruk: Güzel bir atın en önemli özelliklerinden birisi de kuyruk tutuşudur. İyi bir kuyruk tutuşu olmayan atlarda genellikle, canlılık ve asabiyet sorunu vardır. Bacak arasına doğru kıstırılmış olarak tutulan bir kuyruk, korku veya yetersiz yumuşaklığın belirtisidir. Çarpık bir kuyruk tutuşu ise önemli bir güzellik kusurudur ve atın değerini azaltır.
Ön bacaklar: Önden bakıldığında birbirine koşut olmalıdırlar. Yandan bakıldığında ise, aşırı ölçüde önde veya geride (öne veya geriye bükük) bulunmamalıdırlar. Kürek kemiğinin yaklaşık olarak ortasından başlayarak tam düşeyde çizilecek bir çizgi, ön kol ve incik kemiğinin orta hattından geçerek topuğun ucuna ve oradan da yere ulaşmalıdır.
Omuzlar: Omuzlar; uzun, geniş ve eğimli olmalıdır. Uygun ölçüde ileride duran omuz eklemi, üst kol (üst kol çok kısa olmamalıdır) ile dik bir açı oluşturmalıdır.
Dirsek çıkıntısı: Omuz ekleminden geriye ve yukarıya doğru uzanan dirsek kemiği, en önemli ön kol kaslarının bağlantı noktasıdır ve yeteri kadar uzun ve geriye doğru yönelmiş olmalıdır. Sıcakkanlılarda dirseğin göğse sıkışık bir yapıda olması, hız verimliliği açısından olumsuz bir durumdur. Dirsek çıkıntısı ile göğüs kafesinin arasındaki boşluğa, açık durumdaki düz bir elin kolaylıkla girebilmesi gerekir. Aksi durumda, ön bacakların hareketi sınırlı demektir. Göğüs kafesine sıkışık yapıdaki, dirsek çıkıntısı engel atlama atlarında güvensiz bir durumdur. Sıkça engel hataları ve çarpmalara bağlı olarak genellikle ön bacaklarda sakatlanmalar oluşacaktır.
Ön kol (Alt kol kemiği): Güçlü kaslarla donanmış olmalı ve incik kemiğine göre yeterli uzunlukta olmalıdır.
Ön bacak bilek eklemi: İri, geniş ve oynak olmalıdır. Sıcakkanlılarda bir nohut biçiminde görünmelidir. Cansız, dar, düz yani yumru biçimine sahip olmayan, yukarı ve aşağıya dümdüz bağlanmış bir ön bilek eklemi, zayıflığın belirtisidir.
Ön bacak incik kemiği: Ön kola göre yeteri kadar kısa ve kalın olmalıdır. İçbükey eğimli hatlara sahiptir. Hafifçe düz yapıdaki inciğin önemli bir sakıncası yoktur. Buna karşın aşırı düz yapıdaki bir incik, ağır iş atları için uygun değildir. Önden bakıldığında dışbükey hatlara sahip olmadığı görülmelidir. Arkadan bakıldığında ise, bağlar açıkça ve belirgin olarak görülebilmeli ve bağ hattı boyunca şişlikler veya yumrular bulunmamalıdır. Ön bacak duruş bozukluğu yüksek düzeyde olan atların bağları, dayanıklılık gerektiren kullanım amaçları için sakınca yaratır. Bu biçimde ön bacak duruşuna sahip atlarda gerilmeler ve esnemeler büyük oranda incik bağları üzerinden gerçekleşeceğinden, bu atlar bariz gergin veya geriye bükük ön bacaklı atlarda olduğu gibi ön bacaklarını kolaylıkla toplayamayacaklardır. Ön bacakları geride olan atlar ise doğal dengeleri olmayan atlardır. Bu atlarda ön bacaklar eğik dayandığı için, ön kısım da ileriye doğru eğimli bir biçim alır.
Bukağılık eklemi: Büyük, belirgin ve sağlam olmalıdır. Ne çok büyük bir yumru, ne de dümdüz hatlara sahip olmalıdır.
Ön bukağılık kemikleri: Sağlam yapıda olmalı ve ön bacağa uygun bir açı ile bağlanmalıdır. Kısa ve dik bukağılık kemikleri gidiciliğin güvenliğini aksatacağından, özellikle atlama atları için sakıncalıdır. Bu kusuru olan atlar kısa süre içinde elden çıkarlar çünkü ön kısımdaki yüklenmeler omuz ve üst kol tarafından dengelenmek zorunda kalacaktır. Çok uzun bukağılık kemikleri ise, çevikliği ve gidicilik güvencesini sınırladıkları için, hareketliliği zora sokarlar.
Sıçrama eklemi (Hanep eklemi): Sıçrama eklemi özellikle hız atları olmak üzere tüm atlarda en fazla zorlanan eklemdir. Yedi kemikten oluşur. Bunlardan ilk ikisi birbirine bağlıdır ve kama biçimindedir. Arka bacak incik kemiği, gerilmelerin ve bükülmelerin gerçekleşebilmesini sağlayan bir eklem aracılığı ile baldır kemiğine bağlanır. Sıçrama eklemindeki aşık kemiğine en önemli gergi bağı (aşil) yerleşmiş olduğu için, kemiğin uzunluğu ve genişliği gücün yeterince oluşması bakımından çok büyük öneme sahiptir.
Art bacak bukağılığı ve incik kemiği: Ön bacaklardakine göre daha nazik ve ince bir görünümdedir. Ön bacaklardakilerde olduğu gibi, aynı ölçütlere göre değerlendirilirler.
Tırnaklar: Değerlendirmede en fazla özen gösterilmesi gereken yerlerdir. Atların tırnakları, büyüklükleri ve biçimleri bakımından ırk özellikleri ve çevre koşulları ile doğrudan ilişkilidir ve bedeni ile orantılı olmalıdırlar. Asil atlarda tırnaklar daha küçük ve daha dik, ağır ve iri atlarda daha büyük ve geniş yapıdadırlar. Yumuşak ve özellikle çamurlu zeminler; daha düz, daha iri ve yumuşak tırnaklara, taşlık ve sert zeminlere göre daha fazla dayanıklılık kazandırır. Tırnak sert ve dayanıklı bir yapıya sahip olmalı ve kırılganlık göstermemelidir. Tırnak duvarında (dış yüzeyi) halkalanma ve çatlaklar vb. düzensizlikler bulunmamalıdır.
Maya: Sağlıklı ve güçlü olmalıdır. Düşük veya alçak ökçe özellikle dik bukağılık ile birlikte olursa, yeterli ve gerekli esnemeyi sağlayamayacağı için, çok sakıncalıdır. Uygun özelliklere sahip ön ve arka tırnaklar arasında şu ayrımlar vardır: Yandan bakıldığında tırnak ön duvarı uzunluğu ve ökçe yüksekliği arasındaki orantı; ön bacak tırnaklarında: 3:1 iken arka bacak tırnaklarında: 2:1’dir. Tırnak ön duvarının yer düzlemi ile açısı; ön bacak tırnaklarında: 45 – 50° ; arka bacak tırnaklarında: 50 – 55° ’dir. Yani arka bacak tırnakları, ön bacak tırnaklarına göre daha diktir. Önden bakıldığında; ön bacak tırnakları, arka bacak tırnaklarına göre daha geniştir.
Atların beden boyutları: Atların beden boyutu bir değerlendirme ölçütü değildir. Buna karşın çok iri ve özellikle uzun bacaklı yüksek atlar da yetiştiricilik ve hizmet amaçlı kullanılmaktadır. Çok iri atlar, güç gerektiren işlerde özellikle arazi binişlerinde, küçük ve orta büyüklükte atlara göre daha kısa süre içerisinde yorulur ve hareket akışları daha serttir. Küçük ve orta büyüklükteki atlar aynı binici ağırlığı altında çok daha uzun süre iş görebilir.


YORUMLAR