Oturuş, binicinin uylukları ve dizleriyle desteklenerek at sırtındaki temasıdır.
Oturuş, binicinin uylukları ve dizleriyle desteklenerek at sırtındaki temasıdır. Bu, binicinin at üzerindeki yumuşaklığı, yalnızca dengeyle eyerde tutunması ve atın hareketine uymasını sağlayan bir araçtır. Kas sisteminin bütünü, iyi bir hareketlilikle birleştirilmiş bir yumuşaklıkla korunmalıdır. Her binicinin farklı bir iskelet ve kas yapısına sahip olması nedeniyle farklılıklar gösterebilir, ancak doğru oturuş şu şekilde tanımlanabilir:
“Binicinin uyarı ve yardımları etkili ve atı rahatsız etmeden uygulayarak ona isteklerini kabul ettirmesi maksadıyla, tüm uzuvları ile yumuşak, dengeli ve ata uyumlu bir şekilde yeteri kadar sabit, sağlam, sakin, esnek, rahat ve bağımsız olduğu at üzerindeki en doğal ve en estetik pozisyondur.”
Doğru Oturuşun Genel Özellikleri
- Yandan Bakıldığında: Kulak, omuz, dirsek, kalça ve topuktan geçen doğru, yere dik bir hat oluşturmalıdır.
- Arkadan Bakıldığında: Binicinin omurgası ile atın omurgası aynı dikey hatta olmalı, vücut sağa veya sola eğik olmamalıdır.
Oturuş, binicinin tüm şartlar altında dengesini muhafaza edebilme kalitesini işaret eden bir gösterge olup, biniciliğin esasını oluşturur. Yalnızca binicinin dengesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda çok değerli bir iletişim aracı olarak ağırlık uyarı ve yardımlarını da iletir. Bu iletişim aracının etkili olabilmesi için, oturuşun eyere sabit şekilde yerleştirilmesi gerekir.
Oturuşun Temel Noktaları
- İki Kaynak, Bir Apış:
- İki kaynak kemiği kalça kemikleri olup, oturuş yeri bu iki kaynak kemiği ile apıştan oluşan üçgenin tam ortasıdır. Binici, üst uzuvlarını bu üçgenin ortasına doğru doğal ve dik olarak yerleştirdiğinde sağlıklı ve sağlam bir oturuş elde edilmiş olur.
- Belin Önemi:
- Atın hareketlerinden dolayı oluşacak yatay, dikey, yanal ve çapraz aksi darbelerin karşılanarak yok edildiği yer beldir. Doğal çukurluğunu muhafaza eden, yumuşak ve atın hareketlerine uymak için gerektiği kadar hareketli olan bir bel olmalıdır.
- Dik ve Dengeli Büst:
- Dik bir büst, binicinin hem denge noktasını bulmak hem de bu noktayı atın denge noktası ile buluşturmak için önemlidir. Binici sadece dengeyi muhafaza etmekle kalmaz, gerektiğinde ata ağırlık yardımı yapabilmek için büstünü öne, arkaya, sağa ve sola eğebilmelidir. Omuzlar doğal, yumuşak ve yeteri kadar geriye açık olmalıdır. Sert omuzlar, eller vasıtasıyla direkt olarak atın ağzına etki eder.
- Baş ve Gözler:
- Baş, omuzların içine gömülmeden serbest, kalkık ve çene hafif çekilmiş olmalıdır. Gözler, ileriye seçilen bir noktaya bakmalıdır. Öne eğilmiş, yere bakan bir baş; denge noktasının ileri doğru bozulmasına, sırt hattının kamburlaşmasına, oturuşun kapalı hale gelmesine, atın omuzlarına ilave ağırlık yüklenmesine ve atın gittiği veya gideceği yeri kontrol edememe gibi önemli hatalara neden olur.
- Kollar ve Dirsekler:
- Kollar doğal olarak büstün yanında serbest olarak sarkmalı ve hafif temasta olmalıdır. Dirsekler, binicinin sırtından geçen dikey hattın gerisine geçmemelidir. Dirseklerdeki yumuşaklık ve elastikiyet, atın ağzına güven verir ve atın uyarı ve yardımlara cevap vererek teslim olmasına direkt etki eder.
- Ön Kol ve Eller:
- Ön kol, kalça ile hafif temasta ve dizginlerle kantarma demirinin halkasına kadar düz bir hat oluşturur. Eller, vücudun ortasında ve cidagonun bir el genişliği kadar üstünde dik olarak durur. Eller ata tutunmak veya dengeyi sağlamak için bir araç olarak kullanılmamalı, bulunması gereken yerde sükunetle muhafaza edilmeli, atın hareketlerine yumuşak olarak uyum sağlamalı ve istinadı kaybetmemelidir. Eller arasında 8-10 cm veya bir yumruk genişliği açıklık bulunmalıdır.
- Uyluk, Diz, Baldır ve Ayaklar:
- Binicinin her iki kaynak kemiğinden itibaren doğal olarak aşağıya uzatılmış olan uyluk, diz, baldır ve ayaklar; oturuşta denge, uyum ve yumuşaklığa azami katkı sağlayacak konumda bulunmalıdır. Topuklar aşağıda ve dikey doğru ile buluşmalıdır. Uyluklar, olabildiğince geniş yüzeyleriyle zorlanmaksızın hafif aşağıya uzatılmış ve içeriye döndürülerek eyere yapışık olmalıdır. Dik uyluklar biniciyi ön haneye atar ve apış oturuşuna sebep olur.
- Dizler, mümkün olduğu kadar aşağıya basılmış ve iç kısmı eyerle temasta olmalıdır. Dizlerin yüksek durumu kalçaları yatay duruma koyar ve oturuşu geri atar. Buna iskemle oturuşu denir.
- Baldır, dizle topuk arasındaki bölümdür ve ileri sürüş ile art kısma verilecek yana hareketler için binicinin başlıca iletişim aracıdır. Baldır, dizin ucundan indirilecek dik hattın ayak ucundan geçecek şekilde eğimli olmalıdır.
- Aşağıya bastırılmış topuklar, biniciye daha etkili ve güçlü baldır yardımı yapma imkanı verir. Binici, ayak başparmağı üzerine basınç yapabildiğinde topuk ekleminin bükülüşüne en iyi şekilde ulaşılmış olur. Ağırlığını ayak burnunda taşıyan binici, sertleşen dizleri nedeniyle uylukların at ile olan temasını ve baldırlarını kaybeder; bu da daha çok enerji harcamasına rağmen daha etkisiz ve zayıf baldıra neden olur.



YORUMLAR